"Kedili Kadın" Kadim Bir Sevgi Hikayesi

  • Blog
  • 27.8.2018 18:21:15
  • 3245 Okunma

İki yıl kadar önceydi. Hani bilirsiniz bazen hayatınızdaki her şey tepetaklak olur, bir değil onlarca kırılma noktası yaşar ve hatta ağır gelir, aşamazsınız ya. Öyle bir zamandı. Bir gün iş çıkışı aniden aklıma geldi, İstanbul ‘un keşmekeş trafiğinde biraz daha uzun süre kalarak bir sokak arasında güç bela park yeri buldum, alışveriş yaparken gördüğüm bir veteriner kliniğine girdim. Danışmada oturan kızlara; sahiplendirilecek kedileri olup olmadığını sordum. Sevimli, şirin mi şirin bir veteriner hekim geldi yanıma güler yüzle, beni üst kata çıkmak üzere merdivenlere yönlendirdi, biz çıktıkça merdivenleri tiz mi tiz bir “mieww” sesi yükseldikçe yükseldi. 

 

Ses kulakları yırtan bir sınıra ulaştığında onu gördüm; kafeslerle dolu odada bir kafesin içerisinde, parmaklıklara can havliyle asılmış avuç içi kadar gri bir tüy yumağı. Öyle ki sadece sesten ibaret, karşısındaki kafeste konaklayan “sarman” bu sesten bıkmış usanmış, kayıtsız gözlerle bizim gelişimize bakıyor. Veteriner hekim bu iki kediyi gösterdi bana ikisi de dişi, Sarman biraz büyük aşıları tamam zahmetsiz sakin bir hayvan. Ama bu kız, bu bebek! Ciğerleri yırtılırcasına bağırmaya devam ediyor, kıl gibi tırnakları ile kafese yaklaşan bedenimi yakalamaya çalışıyor. O anda karar veriyorum bu gürültücü kızın beni seçtiğine…

 

 

bastet kedi mısır tanrıça

Bastet. The British Museum

 

 

Mısır mitolojisine göre Bastet, tanrılar tanrısı Ra’nın kızı ve aynı zamanda da bütün bir ülkenin koruyucu tanrıçasıdır. Günün birinde, bu yüce tanrıça babasına öfkelenerek, Mısır’ın güneyindeki Nübye çölünde inzivaya çekilir ve kendini bir aslana dönüştürür. Kimseyle görüşmez, kimseyle yan yana gelmez. Kaderini en baştan yaratır ve bulunduğu o kuş uçmaz - kervan geçmez, sonsuz kum tanelerinin olduğu bu yalnız mekânda yaşamayı seçer.

 

Bastet çok öfkeli, yalnız ve kırgındır ama asla bunu başkaları göremez bir aslandır çünkü kendinden emin ve vakur. Derken bir gün Ra kızını geri çağırır. Bastet düşünür, taşınır…

 

Bir gece ay ışığında sonsuz yaşamın kaynağı  “Nil” nehrine girer. Ayın gümüşi ışığı ve nehrin şifalı sularında yıkanır, yıkanır. Geçmiş günlerin tüm öfkesiyle haykırır neden sonra. Sesini duyan olmaz ya, rahatlar… Sabaha kadar yıkanır, yıkanır, yıkanır. Gözyaşları hep akar yıkanırken, beraberinde içindeki tüm hırslar, öfkeler ve kinler akar…

 

 

Fotoğraf: ENGİN D

 

 

Sabah olduğunda nehirde güzel bir kedi yüzmektedir. Bastet kedi olmuştur. Zarif ve güzel, tüm kin ve nefretlerden arınmış, sonsuzluğun ve yaşamın kaynağı olan Nil sularında dingin ve bilge bir yaşamın temellerini atmış, yeniden doğmuştur.

 

Ben de zaman içerisinde öfkemden, kızgınlığımdan, kırgınlık ve hüznümden arınmaya başladım yavaş yavaş; Lunam-ayım kedi kızım sayesinde. Bastet hayatıma girmişti ve sihirli dokunuşu ile beni o yemyeşil gözlerindeki derinliklerde yıkayıp arındırmaya başladı tüm öfke ve kederlerimden. Aramızdaki bağlılık ve şefkat gün geçtikçe çoğaldı ve birbirimizin görüş alanında kalmaya başladık hep.

 

 

luna

Luna. Fotoğraf: ENGİN D

 

 

Mısır tarihindeki pek çok öyküye, efsaneye konu olan kediler, o günlerin Mısır’ında tanrılarla eşdeğer bir saygıya sahiplerdi. Öyle ki, kedilerin dilinden dökülen her “miyav” sesi, tanrıça Bastet tarafından gönderilmiş kutsal bir armağan olarak kabul edilir ve insanlar, kedilerin varlığıyla beraber neşe bulurlardı. Saflık, arınma, bilgelik ve yücelik gibi pek çok kavram yüklemişlerdi besledikleri kedilerin cismine. Kedilere zarar vermek bağışlanamaz bir suçtu, kedi öldürenler ise doğruca idam cezasına çarptırılırdı.

 

Avrupa'da Hristiyanlık öncesine gelindiğinde kedi kafalı tanrıça Freya, için törenler düzenlenirdi. Freya' nın günü Friday-Cuma, o dönemde kutsal gündü. Tek tanrılı bir din olan Hıristiyanlığın kabulüyle tanrıça Freya şeytan ilan edildi, kedi lanetlendi ve Freya'nın günü olan (Friday) Cuma günleri de “Kara Cuma” oldu.

 

Her bakımdan dünyanın en karanlık dönemi olan ortaçağda, her şeyi tek eline alan kilise, gücüne güç katmak için çeşitli oyunlar oynuyordu.  Toplum erkek egemenliğinde olduğu için bu oyunu en çok onlar sevdi. O günlerde yaşlanan erkekler 'bilge' olurken, kadınlar, çocuk doğuramayacakları, kuvvetten düşüp iş yapamayacakları, en önemlisi çirkinleşip onların duyguları ve arzularını tatmin edemeyecek hale geldiklerinde hele bir de yanlarında can yoldaşı olarak kedi bulunduruyorlarsa kedilerin doğurganlıkları “şehvetleri”  bahane edilerek  “cadı” ilan edildiler.

 

 

cadı yakma

16. yüzyılda Avrupanın karanlık çağında cadı yakma töreni. Resim: picture-alliance / akg-images/akg-images

 

 

O günlerde Avrupa’nın her yerinde ateşler yakıldı kazığa bağlanan kadınlar kedileri ile birlikte diri diri yakıldılar.

 

Kilise; bağnaz ve cahil halkı, kedilerin şeytan tarafından cadılara yardımcı verildiği ve büyü işlerinde yardım ettiğine inandırdı. Cadıların, kedileri kendi kanlarıyla emzirdiklerine inanılırdı ve kedili bir kadın yaklaştığında kadında üçüncü bir meme aranırdı. Çoğunlukla sıradan bir et beni kadınları cadı yapmaya yetiyordu.

 

Birçok masum kadın ve kedi bu kıyımdan kendisini kurtaramadı…

 

Haçlı seferinden dönenler, yanlarında siyah fareleri de getirdiler. Cadı kıyımı sırasında kedi nüfusunun azalmasıyla farelerin hızlı üremesi engellenemedi. Ve veba kitleleri öldürmeye, otoriteler yetersiz kalmaya başladı. Kedilerin insan işkencesinden kurtulmaları işte bu sayede oldu. Hastalık bulaştıran, ambarlardaki yiyecekleri bitiren kara fareler, kediler tarafından yok edildi ve insanlar kedileri öldürmekten vazgeçtiler.

 

Rönesans döneminde kediler toplumda yine saygın bir yere sahip oldular. Viktorya dönemi, kediyi güzellik sembolü olarak da yüceltti. Kilisenin etkili olamadığı bölgelerde kediler, mistik özelliklerini hiç kaybetmediler.

 

“Kadın ve kedi” tarihin tüm döneminde birbirleri ile iç içe geçmiş iki varlık oldu. Belki ilk kedi olan (kadın) Tanrıça Bastet genetik hafızasında yer aldı insanlığın. Belki güzelliği,  zarafeti ve kıvraklığı ile gıpta edildiği için kediye;  kadın güzelliği ile bu kadar iç içe geçti. Nedeni ne olursa olsun KEDİ; KADININ hep kadim dostu oldu.

 

 

Anadolu kedisi "LUNA". Fotoğraf: ENGİN D

 

 

Ve biz kedim Luna ile bu günlere geldik; farklı bir şehir, eskisinden çok farklı bir hayat. Ve tamamen değiştirilmiş alışkanlıklar dâhilinde onun; kelimenin tam anlamıyla “gözetiminde” yaşadığım yeni bir yaşam…

 

İşin özü nam-ı diğer Bastet ne zaman hayatıma girdi; ben o gün bu gündür “iyileşmeye - arınmaya” çalışıyorum ayımın ışığında…

 

Belki bir gün içimdeki tüm insani hırslar, öfkeler ve kinlerimden arınır bir kedinin dinginliğinde “ebedi istirahatime” dalarım.


İyi ki varsın Lunam tekrar ve tekrar hoş geldin yaşamıma…


Beni sahiplendiğin güne şükürler olsun!


Ben de artık bir KEDİLİ KADINIM

 

 

 

Yazan: ENGİN D

 

İlgili Yazı(lar)

Benim Bir Hayalim Var

Benim Bir Hayalim Var

Bundan yüzlerce yıl önce insanlarla bir anlaşma yaptık. Dedik ki "sen beni sev, mamamı ver, kumumu temizle, karnımı kaşı; biz senin erzakını farelerden...

Yalnız Kadınların ve Kedilerin Şarkısı

Yalnız Kadınların ve Kedilerin Şarkısı

Kadınım, kirpiyim ve can’ım ben; şimdi kedilerimle beraber bir şarkı söyleyeceğim size. Yalnız kadınların ve kedilerin şarkısıdır bu. Gece yarıları votka içen..

Ursula K. Le Guin: Köpekler, Kediler, Dansçılar ve Güzellik Üzerine Düşünceler

Ursula K. Le Guin: Köpekler, Kediler, Dansçılar ve Güzellik Üzerine Düşünceler

Ursula K. Le Guin’in denemelerinden oluşan “Zihinde Bir Dalga” adlı kitabın “Köpekler, Kediler, Dansçılar / Güzellik Üzerine Düşünceler"

Yaralı Bir Kadının Soyağacı

Yaralı Bir Kadının Soyağacı

Soyu sopu belli olmayan bir kadının, -ben oluyorum o kadın- soy ağacını anlatacağım size. Benim soy ağacımda, çocukluğumun kırılgan dalları vardır...

Zamandan ve Mekandan Azade Bir Kedi Hikayesi

Zamandan ve Mekandan Azade Bir Kedi Hikayesi

Henüz üç yaşında bir çocukken, babam beni dizine oturttu kendisinden hediye olarak ne istediğimi sordu. Ona dedim ki: Lütfen sonsuza dek bakire kalmama izin ver

PAYLAŞ

YORUMLAR