Hasan'ın Cenneti

  • Blog
  • 23.11.2017 17:50:36
  • 15601 Okunma

Yetiştirme Yurdu`na gelmişti otuzlu yaşlarda evli bir çift. Beni gördüler ve kadın dedi ki eşine, “hayatım, bu da fena değil; ama kız çocukları daha tatlı, biz onlarla ilgilenelim!”


Merhaba, ben Hasan. Şimdi on altı yaşındayım ve yurttan kaçmama sebep olan onlarca acı hatıradan biridir bu. Sokaklarda yaşıyorum üç yıldır. Annemi ve babamı hatırlamıyorum; sokak kedileriyle ilgili istediklerinizi sorabilirsiniz…


Bir ara ayakkabı boyacılığı yaptım. Bir abla vardı, üniversite öğrencisiydi. Ayakkabısını boyatırdı bana ayda bir. Hikâyemi dinlemek istedi bir gün. Sustum. Yanağımı okşadı usulca. “Üzülme Hasan” dedi, “sen çok güçlüsün” dedi. ”Değilim” diyemedim… Ayakkabısını boyatmadığı zamanlar bile, beni görse, “naber Hasan?” derdi gülümseyerek. Ben sevinirdim. Bazen geceden dua ederdim, “Allah`ım, abla beni görsün ve “naber Hasan?” desin diye. Bir keresinde, dedim ki o ablaya, -günlerce prova yaptım bunun için-, “abla, keşke benim ablam olsan” dedim bana ayakkabısını boyatırken. Demedi bir şey. Ben sanmıştım ki onun kardeşi olacağım. İşim bitti ve parayı uzattı. Almadım. “Sen bilirsin” dedi; tam bir iki adım atmışken durdu, “hepimiz yalnızız Hasan” dedi ve ekledi, “kimseden bir şey bekleme canım benim…”


Becerilmemek için üst üste üç pantolon giyiyorum. Kış kıyamette, bazen beni çağırıp, “üşüyorsan gir içeri, ama bir şey çalarsan dalarım sana” diyen dükkân sahiplerine susuyorum. “Işık harika, şu yana bak, bu yana bak, hadi ama” diye söylenen fotoğrafçılara susuyorum. “Ablacım, al şu parayı, ama karnını doyuracağına söz ver” diyen hanımefendilere susuyorum. “Evin varsa dön evine evlat; üvey anaymış, üvey babaymış aldırma, sokaklardan iyidir” diyen akıl vericilere susuyorum. “Devlet bunlara bakıyor, ama bunlar nankör, kaçıp kaçıp duruyorlar” diye yüzüme öfkeyle bakan beyefendilere susuyorum… Ben susuyorum hepinize. Merhametli olduğunuza, vicdanlı olduğunuza, dürüst olduğunuza, insancıl olduğunuza, herkesten ayrı olduğunuza öyle inanmışsınız ki, size karşı susmaktan başka bir şey gelmiyor elimden!


Ölsem bir gün, başucuma toplanan sokak kedileriyle haber olsam gazetelere ve televizyonlara, sosyal medya hesaplarınızdan yazarsınız hemen; “bizi sakın affetme çocuk!”, “ah nasıl da masum, keşke benim kardeşim olsa”, “kim bilir neler çekti, sahip çıkamadık bu çocuğa”, “mekânın cennet olsun yavrum, şimdi cennette huzurlusundur”…

 
Gözünüzün önündeyim ve beni görmezden geliyorsunuz sosyal medya melekleri; evet evet, çok iyi niyetlisiniz aslında. “Yalnızım” desem, hepiniz yalnızsınız, “bana aylardır sokak kedileri dışında hiçbir can sevgiyle dokunmadı” desem, biliyorum ki, hepinizin sevgisi, dokunuşu, vicdanı en fazla birkaç kişilik yer kaplıyor ve ben hiçbir zaman o birkaç kişiden biri değilim…


Doğduğundan beri birçok ev, birkaç yurt değiştirdim. Çocukken, beni yıkıyorlarken, sanırsınız yıkanmıyordum da dayak yiyordum, sustum. Yatağımı ıslattığımda küfür yedim, sustum. Derslerimde başarısız olduğumda, “devlet sana boşuna bakıyor, senden adam olmaz” dediklerinde sustum. Ben sokak kedileriyle yatarken ranzamda, bunu görüp, bana bağırıp çağırdıklarında sustum. Hep sustum, hep susuyorum, hep susacağım ve siz bu suskunluklarımı anlamadınız, anlamıyorsunuz ve anlamayacaksınız…


Öldüğümde cennete gideceğim; ama gittiğim yer Allah`ın değil, Hasan`ın cenneti olacak. Hasan`ın cennetinde uçsuz bucaksız bahçeler, şarap akan ırmaklar, huriler olmayacak maalesef; evsiz çocuklar, sokak kedileri, bu dünyada çekmiş kim varsa, -incinmiş, yalnız bırakılmış, tutunamamış canlar-, bir arada olacağız. İncitilmeyeceğimiz, hor görülmeyeceğimiz, kınanmayacağımız bir yer var elbette; keşke Hasan`ın cenneti başka zamanlarda, başka boyutlarda değil, var olabilse yeryüzünde, dünya üzerinde…


On altı yaşındayım ve bu dünyada çok üzdüler beni; ben de kendi cennetimi kurdum düşlerimde…

 

 


Yazan: Ergür Altan

 

Kapak fotoğrafı: Ali Osman Bak - Diyarbakır

 

 

PAYLAŞ

YORUMLAR