Hayvanları Koruma Yasası Üzerine Değerlendirmeler

  • Blog
  • 16.1.2018 03:08:13
  • 2909 Okunma

Hayvanlara yapılan işkence ve şiddete her geçen gün tepkiler artarken, son günlerde bu konuda yeni yasal düzenlemeler olacağına dair haberler basında yer aldı. Peki, yasanın mevcut hali nedir? Değişiklik ne ölçüde yapılacak ve gerçek anlamda hayvanları koruyabilecek mi? Yıllardır beklenen gelişmeyle ilgili Evrensel’den Eylem Nazlıer’in yaptığı haberde Hayvan Hakları İzleme Komitesinden Burak Özgüner, İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi Başkanı Avukat Yasemin Babayiğit ve CHP Milletvekili Gülay Yedekçi, dikkate değer değerlendirmelerde bulundular. 


‘CEZALAR İKİ YILDAN AZ OLMAMALI’

 

Hayvanlara eziyeti önlemek amacıyla hazırlanan kanun tasarısını yıllardır beklediklerini söyleyen Hayvan Hakları İzleme Komitesinden Burak Özgüner, bu tasarının yeterli olmadığının altını çizdi. Hayvana yönelik işkencenin, şiddetin ceza kapsamına alınmasının önemli olduğunu belirten Özgüner, hayvana yönelik şiddetin alt sınırının 4 ay olduğu için verilecek olan çoğu cezanın ertelenecek olmasına dikkat çekti.  Özgüner, “Hayvana yönelen şiddet eylemlerinin alt sınır olarak en az 2 yıl hapis cezası olmadır. Türkiye’de 2 yıldan az adli hapis cezaları para cezasına çevrilebiliyor, ertelenebiliyor ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebiliyor. Dolayısıyla iki yılın altında verilecek cezalar caydırıcılık bakımından yetersizdir” diye konuştu.

 

 


‘BÜTÜN HAYVAN TÜRLERİ KORUNMALI’

 

Sadece kedi köpek değil bütün hayvan türlerine yönelik bir koruma sağlanması gerektiğinin altını çizen Özgüner, “Hayvan hakları ihlallerinin boyutları sadece sokak hayvanlarıyla sınırlı değil. Hayvanlar sadece sokaklarda işkence görmüyor. Her yerde işkence görüyorlar. Dolayısıyla hayvana yönelik şiddeti önlemek için sokaktaki hayvanı görüp diğerine uygulanan şiddeti görmemek adil değil” dedi.


‘BELEDİYELERE DE CEZA VERİLMELİ’

 

Özgüner, “Bu bireysel suçlar, bir de işin kurumsal şiddet tarafı var. Belediyeler tarafından hayvanlara yöneltilen şiddet. Çok yaygın. Biz bunu zehirlemelerle, barınaklarda ihmal nedeniyle hayvanların öldürülmesiyle görüyoruz. O yüzden vatandaşa bir yaptırım uygulayarak belediyeleri ve kamu görevlileri bunun dışında tutmak çok adil bir davranış değil. Eşitlik ilkesine ters. Vatandaş için bir ceza öngörülüyorsa, kamu görevlisi için de bir ceza ön görülmesi gerekiyor” diye konuştu.


‘ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞININ BAŞVURU YAPACAK OLMASI ANAYASAYA AYKIRI’

 

Sahipsiz hayvanlara karşı işlenen suçlar için Orman ve Su İşleri Bakanlığı başvuru yapacak olmasına da tepki gösteren Özgüner, “Anayasaya aykırı bir durum bütün vatandaşların başvurma yolu var. Hem Anayasa hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine göre. Bu hakkı ortadan kaldıran bir düzenleme bu. Bu yasa kanunlaşırsa biz bunu Anaysa Mahkemesine götürürüz” dedi.


‘SAHİBİ TARAFINDAN SUÇ İŞLENİRSE NE OLACAK’

 

Sahipli hayvana karşı işlenen suçlar sahibinin şikâyetine bağlı olmasının da büyük sorunlar doğuracağını aktaran Özgüner, “Hayvana sahibi olarak tanımlanan kişi tarafından herhangi bir işkence yapıldığı zaman cezasızlık olabilir. Kanun ne diyor: ‘Şikâyetçi hayvanın sahibi olabilir’ diyor. Peki, hayvanın sahibi hayvana karşı işkence eder, öldürürse nasıl bir ceza verileceği hakkında muğlaklık var. Bunun da kesinlikle ortadan kaldırılması gerekiyor” ifadelerini kullandı.


‘SUÇLAR VE CEZALARI AÇIK AÇIK BELİRTİLMELİ’

 

Yaralama, öldürme, cinsel saldırı ve hayvanları dövüştürme eylemlerinin tasarıda ayrı ayrı düzenlenmesi gerektiğini belirten Özgüner, “Alt limit 4 ay. Bu, hayvana işkence edenler için öngörülüyor. Bu işkencenin içine tecavüz fiilinin girip girmediğini bilmiyoruz. Hayvana yönelik türlü işkenceler, cinsel şiddet, psikolojik şiddet gibi yasada bu suçların açık açık belirtilmesi gerekiyor. Bu suçlara verilecek cezaların da ne olduğunun altının çizilmesi ve belirlenmesi gerekiyor. 5199 sayılı yasada olan hayvanlarla cinsel ilişkide bulunmak suçundan idari para cezası kesilir. Yani ceza verilemez. Açık şekilde yazması gerekiyor kanunda. Yeni tasarı da düzenlenmediği için 5199 dikkate alınarak idari para cezası verilir. Bunun da cezası 625 lira olarak kalır. Açık açık suçların belirtilmesi gerekir. Hem suçun hem de verilecek cezanın” diye konuştu.


‘TARTIŞMA YARATACAK MADDELERLE BİRLİKTE GETİRİLMESİ İYİ NİYETLİ DEĞİL’

 

Yapılmak istenen düzenlemenin torba bir kanun olduğunu belirten Özgüner şunları söyledi: “Düzenlemenin içinde Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, Kabahatler Kanunu var. Özellikle muhalif kesimlerin üzerinde kullanılabilecek maddeler de söz konusu. ‘Toplumsal ihtiyaçları karşılıyoruz’ diyerek bir düzenleme yapıyorlar. Ben bunu iyi niyetli bulmadığımı söylemek istiyorum. İnsan hakları açısından tartışma yaratacak maddelerle bunların bir arada tartışılmasını doğru bulmuyorum. Bir taraftan iyi bir şey yaptıklarını gösterirken diğer taraftan muhaliflerin sesini kısan düzenlemeler yapılmasını iyi niyet göremiyorum.”

 

 


‘TASARI YETERLİ DEĞİL’

 

İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi Başkanı Avukat Yasemin Babayiğit:
Şu anki mevcut kanuni düzenlemede de, sahipli hayvanlar için 4 aydan 3 yıla kadar hapis cezası yaptırımı ön görülüyor. Dolayısıyla tekrardan 4 aydan 3 yıla kadar hapis cezası yaptırımı ön görmek herhangi bir değişiklik olmadığını gösteriyor. Sahipsiz hayvanlar için çok büyük bir handikap söz konusu. Sahipsiz hayvanların kaderini ve bu hayvanlarla ilgili dava açılmasını Orman ve Su işleri Bakanlığının ellerine teslim etmiş bulunuyorlar. Bakanlık kendisine gelen ihbarı savcılığa iletmezse bu durumda herhangi bir dava açılması söz konusu değil. Bu maddeyi bir nevi şikâyete bağlı bir suç olarak değerlendiriyoruz. Orman ve Su İşleri Bakanlığının sadece şikâyet hakkı mevcut bu durumda. Biz vatandaş ve avukatlar olarak bir hayvana işkence ya da kötü muameleyi gördüğümüzde şikâyetçi olamayacağız.  Savcılık kabul etmeyecek. Bu da Anayasal şikâyet ve hak arama hürriyetinin kısıtlanması anlamına geliyor. Bu tasarı yeterli değil. Bu hapis cezası yaptırımının kabahatler kanunu içerisinde düzenlenmesi hukuk usulü açısından çok doğru gözükmüyor. Ayrıca alt sınırın 2 yıldan az olması cezanın ertelenmesine sebebiyet verecektir. Bu da caydırıcılığı azaltmayacak. Biz bu tasarıyı inceleyip eksiklerini belirleyeceğiz. İlgili bakanlığa ve mercilere ileteceğiz. Bu konuda yapılması gereken ilgili sivil toplum kuruluşlarının ve baroların görüşleri alınarak ortak bir çalışma yürütülmesidir. 4 Şubat’a kadar görüşler toplanacak ve ondan sonrasında kanun tasarısı yasalaşacak.


‘DAHA ÖNCEKİ HALİNE GÖRE BİR DÜZELME VAR’

 

CHP Milletvekili Gülay Yedekçi: Bizim temelde istediğimiz şey hayvanların ‘mal’ olarak görülmemesi. Birer canlı olarak görülmesi ve hayvanlara karşı işlenen suçlara da o şekilde yaklaşılması. Bu tasarıda buna yönelik bir açıklama yok. Yine de gündeme alınmış olması önemli. Hayvanlara yapılan kötü muamele ve vahşi eylemlere uygulanan cezaların etkisiz kaldığını ve kamu vicdanını yaraladığını dair bir kanun teklifi verdik. Bu teklifte mevcut 5199 sayılı yasanın hükümlerinin eksik kaldığını vurguladık. Hayvanlara yapılan kötü muamele ve vahşi eylemlere karşı cezaların yetersiz olduğunu belirttik. Türkiye 1978 tarihinde Evrensel Hayvan Hakları Beyannamesi’ni kabul etmiş. Bu beyannamenin 9. maddesinde “Hayvanların hukuksal kişiliği” kabul edilmiştir. Ülkemizde hayvan hakları sağlanmalı, hayvanlar ‘eşya’ ya da ‘mal’ olarak değil ‘can’ olarak değerlendirilerek, uygulanan kurallar bu değerde tanımlanmalıdır. Bu tasarıda yer alan sahipli ve sahipsiz hayvanlar ayrımı sorun olacak. Sahipli ve sahipsiz hayvanlar arasında bir ceza farkı olmamalı. Daha önceki haline göre bir düzelme var. Eksikleri de var. Onların da düzenlenmesi gerekir. Nesli yok olma tehlikesi altında olan bir hayvanı öldüren için 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası alabileceği var. Bu güzel bir şey. Hayvanlara karşı işlenen suçların bir nebze de olsa ceza görecek olması iyi bir şey. Kendini insan olarak tanımlayan bir kişi hiçbir canlıya eziyet edemez. Onu vahşice öldürmeye çalışamaz. Hiçbir insanın böyle bir vahşeti yapıyor olmasına inanmak istemiyoruz. Ama yapan canlıların da en ağır bir şekilde cezalandırılması gerektiğini düşünüyorum.


TASLAĞA GÖRE HAYVANLARI KORUMA KANUNU’NDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER 

 

* Sahipli veya sahipsiz hayvana acımasız ve zalimce muamelede bulunan veya eziyet eden ya da haklı bir neden olmaksızın öldürene 4 aydan 3 yıla kadar hapis cezası verilecek. Birden çok hayvana karşı bu suçu işleyenin cezası yarı oranında artırılarak 6 aydan 4,5 yıla çıkacak.

 

* Nesli yok olma tehlikesi altında olan bir hayvanı öldürene 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası verilecek. Birden çok hayvana karşı bu suçu işleyenin cezası yarı oranında artırılarak 4,5 yıldan 10,5 yıla kadar hapis olacak.

 

* Hayvanları birbirlerine zarar verecek şekilde dövüştürenler 2 aydan 2 yıla kadar hapisle cezalandırılacak.

 

* Sahipli hayvana karşı işlenen suçlar sahibinin şikâyetine, sahipsiz hayvanlara işlenen suçlar ise Orman ve Köy İşleri Bakanlığı tarafından başsavcılığa yazılı başvurusuna bağlandı. Bakanlık bu görevi bölge müdürlükleri ile il ve ilçelerdeki taşra teşkilatları aracılığıyla yerine getirecek.

 

 

 

Kaynak: Nazlıer, E. (2018, 10 Ocak). ‘Hayvanlara işkenceye verilecek cezalar caydırıcı değil’. Evrensel.

 

 

PAYLAŞ

YORUMLAR