Kediler insanları sevmez ki!

  • Blog
  • 14.8.2017 20:36:37
  • 12953 Okunma

Geçtiğimiz pazar günü (13.08.2017) Emre Aköz adlı yazar Sabah Gazetesi’ndeki köşesinde, “Kediler insanları sevmez ki” başlıklı bir yazı yayınlamış (1).


Yazısının başında popüler dilde “sevgi hormonu” olarak adlandırılan oksitosinden bahsetmiş. Daha sonrasında, kaynak vermediği sözde bir bilimsel testten yola çıkarak, köpeklerin sahiplerini gördüklerinde oksitosin seviyesinde %60’a yaklaşan artış olduğunu, kedilerde ise bu artışın en fazla %12’ye ulaştığını, hatta bazı kedilerde hiçbir değişiklik olmadığını yazmış. Buradan yola çıkarak “kediler insanları sevmiyor, köpekler seviyor” tarzında ‘kutuplaştırıcı!’ bir çıkarımda bulunmuş.

 


Devamında, insan-köpek ilişkisinin karşılıklı sevgiye dayandığını ve bunun gayet normal olduğunu söylemiş. Kedi-insan ilişkisini ise yazarın kaleminden sizlere aynen aktarmak istiyorum.

 

“İnsan-kedi ilişkisi ise farklı: Çoğu kez karşılıklı değil bu ilişki. Dengesiz bir durum var. Bir taraf (insan) seviyor, diğer taraf (kedi) sevmiyor ya da azıcık hoşlanıyor.
Bu dengesiz durum bana, psikolojik açıdan asıl incelenmesi gereken tarafın kediseverler olduğunu düşündürüyor. Sevilmediklerini (ve sevilmeyeceklerini) bile bile niye kedilerin arkasından koşturuyorlar? Bu umutsuz ve umarsız çaba niye?
"Bak çabalarım yine boşa gitti, ne yaptımsa sevgime karşılık bulamadım" diyebilmek için mi? Yoksa insanları değil, mekânları seven, dolayısıyla bizi terk etmiyormuş izlenimi veren kedinin yarattığı yanılsama yüzünden mi? Hangisi?”

 

Paul Zak

 


İlk başta, yazarın kaynak vermeden alıntı yaptığı testi sizlere açıklamak istiyorum. BBC2 televizyonunda 2016 yılında yayınlanan “Cats vs. Dogs” (Kediler Köpeklere Karşı) adlı eğlence amaçlı çekilmiş popüler bir program için ekonomist Paul Zak, 10 adet kedi ve 10 adet köpeği sahipleriyle beraber özel bir odaya yerleştirir. Burada sahiplerinin 10 dakika boyunca sahip olduğu hayvanıyla ilgilenmesi ve oyun oynaması istenir. 10 dakika öncesi ve sonrasında hayvanların ağızlarından aldıkları tükürük örnekleri incelenmek üzere laboratuvara gönderilir. Çıkan sonuçlara göre, köpeklerin oksitosin değerlerinde ortalama %57,2, kedilerde ise %12 artış gözlemlenir.  

 


Peki buradan kedilerin sahiplerini sevmedikleri sonucuna ulaşabilir miyiz?


Hayır, çünkü köpekler kadar olmasa da kedilerin oksitosin seviyesinde artış olmuştur.  


Yapılan test ve sonuçlar güvenilir midir?


Öncelikle kullanılan denek sayısı son derece azdır, ne tip kedi ve köpekler seçildiği ya da sahipleriyle nasıl bir ilişkide olduğu belli değildir. 


Ayrıca bu test yabancı bir mekân ve odada değil, hayvanın yaşadığı ev ortamında yapılmalıydı (4). Biliyorsunuz ki özellikle evde yaşayan kediler, köpekler kadar sosyal hayvanlar değildirler. Farklı ortamlara kolay kolay uyum sağlayamazlar ve sıklıkla stres yaşarlar. Genelde senede ortalama 2-3 kere veteriner hekim ziyareti dışında evden dışarıya pek çıkarılmazlar. Köpeklerde ise bu durum günlük bir hayatın parçasıdır. 


Son olarak bu test sonuçları bilimsel bir dergide yayınlanmamıştır, rating odaklı bir televizyon programında yer almıştır. Yetersizdir ve başkalarınca sınanmamıştır. Oksitosinin artması hayvanın sahibini ya da insanını sevdiği anlamına gelmemektedir. Bu test bunu olumlu veya olumsuz olarak kanıtlamamaktadır.

 


Oksitosin gerçekten “sevgi hormonu” mudur? Hayvanlar üzerinde etkisini görebilir miyiz?


Oksitosinin bazı koşullarda güven ve sosyal bağla ilişkili olduğu gözlemlenmiştir. Fakat yapılan son araştırmalarda oksitosinin kişiye ve duruma göre çok farklı etkileri olduğu sonucuna varılmış; sevgi ve işbirliği yerine anti sosyal davranışlara, şiddete hatta ırkçılığa bile yol açtığı gözlemlenmiştir (2,3). 


Sevgi bizim hayvanlara yüklediğimiz antropomorfik yani insan biçimci bir terimdir. Ayrıca kedi ve köpek çok farklı türler olup, farklı evrimsel geçmişe sahiptirler. Sevgiyi aktarma veya gösterme tarzları çok daha farklı olabilir. Bu tür karşılaştırmaların doğru ve bilimsel olmadığını düşünüyorum. 

 

 

Yazımın son kısmında, yazarın kediler hakkında yapmış olduğu çıkarımları son derece yanlış bulduğumu söylemek istiyorum. Kedilerle insanın ilişkisi en az 10.000 yıllık bir sürece dayanmaktadır (5). Bu ilişki Anadolu’da eski çağlarda yaşamış çiftçilerden günümüze kadar devam etmektedir. Bu süreçte kediler hayatımızın bir parçası olmuştur. 


Bir hayvanı sevmek için, illa bir çıkar elde etmek gerekmemektedir. Sevgi karşılıksız ya da sadece insani duygularla yapılmış, özünde kendini iyi hissetmek veya sadece merhamet içeren bir eylem de olabilir. Yazar sanırım kedilerle hiç zaman geçirmemiş olacak ki, bu tür taraflı bir yorumda bulunmuş.

 

 

 

Yazan: Batu Aksoy

 

Fotoğraflar: Mehmet Ali Oçkun, Sabah, BBC2 "Cats vs. Dogs", Selçuk Özkan

 

 

Kaynaklar:

1. Emre Aköz (2017, 13 Ağustos). Kediler insanları sevmez ki! Sabah
2. De Dreu, C. K., Greer, L. L., Van Kleef, G. A., Shalvi, S., & Handgraaf, M. J. (2011). Oxytocin promotes human ethnocentrism. Proceedings of the National Academy of Sciences, 108(4), 1262-1266.
3. Yong, E. (2012). Dark side of the love hormone. New Scientist, 213(2851), 39-41.
4. Dahl, M. (2016, 6 Şubat). Please Pay No Mind to This Anti-Cat Propaganda. New York Magazine.
5. Ottoni, C., Van Neer, W., De Cupere, B., Daligault, J., Guimaraes, S., Peters, J., ... & Becker, C. (2017). The palaeogenetics of cat dispersal in the ancient world. Nature Ecology & Evolution, 1(7), 0139.

PAYLAŞ

YORUMLAR