×

Zamandan ve Mekandan Azade Bir Kedi Hikayesi

  • Blog
  • 2.9.2018 23:21:31
  • 4505 okunma

ARTEMİS 1. HİKAYE

 

Henüz üç yaşında bir çocukken, babam beni dizine oturttu kendisinden hediye olarak ne istediğimi sordu. Ona dedim ki: “Lütfen sonsuza dek bakire kalmama izin ver; çok ismim olsun, kardeşim Apollon gibi yay, meşale gibi yanan oklar ve yıldırım ver. Avlanabilmem için dizlerime kadar uzanan elbiselerle kuşat beni. Altmış tane, aynı yaşta deniz perisi hizmetimi görsün. Avlanmadığım zamanlarda çizmelerimi parlatmaları ve köpeklerimi doyurmaları için yirmi nehir perisi bağışla. Ve son olarak da istediğim şehirleri ver, ama çoğunlukla dağlarda yaşayacağım için bir tane şehir yeterli.”

 

Babam tüm arzularımı kabul etti. Birden çok ismim oldu, bana; Orthia ,Agrotera, Daphnaea, Lycea, Diana, Selene, Kybele, Kubaba, Marienna, Bastet, Hekate  gibi bir çok isimler ve lakaplar verildi.

 

Ama sizler çoğunlukla beni Büyük Olympos’lu Zeus’un; Leto’dan olma kızı, “ışık saçan Apollon’un ikiz kız kardeşi, avcı -bakirelerin, iffetin ve vahşi doğanın koruyucusu- ışık taşıyıcı ARTEMİS” olarak bilirsiniz…


En çok da kadınlar tanır beni. Doğarken annemin doğum sancısı çekmesini engellediğim ve doğumu kolaylaştırdığım için, doğum sancısı çeken kadınlar beni her zaman yardıma çağırdılar, bu yüzdendir Fataların beni Doğum Tanrıçası da yapması.


Ölümsüzlük serüvenimde birçok macera geçti başımdan, sevildim çok sevildim. Yeri geldi öfkemden korktular. Ağıtlar okudular benim yüzümden. Ama en çok dua ettiler…

 

İsmim, suretim nesiller boyunca değişti; çünkü ben bir “Tanrıça” idim. Tüm zamanların ve coğrafyaların tanrıçası. 


Değişmeyen tek şey vardı kadim zamanlarda; bana dua edilmesi ve tapınaklar yapılması benim adıma. 


Sonra…


Sonrasını da, anlatacağım. O; konusu “insanoğlu” olan başka bir hikaye olacak! Ama şimdi, şimdi sadece babamla yaşadığım o her şeyin başlangıcı olan olayı anlatmak istiyorum size.

 

Bu hikaye biraz da “unutuluşumun” hikayesi ve anımsadığım kadarıyla şöyle oldu;

 

Babamın Olympos’ta hükmetmeye başlamasının kaçıncı yılındaydı tam olarak anımsayamıyorum…


Gaia ve Tartarus’dan olma o insan gövdeli, yüz yılan kafasına sahip, yılan bacaklı, kanatları ile tamtamına bir kıtanın güneşini engelleyebilecek büyüklükte ve soluğuyla yanardağları harekete geçiren; nam–ı diğer; ateş soluyan dev “GIANT TYPHON” babamın kurallarına karşı çıktı! Önce yavaş yavaş yandaş toplayıp onları kışkırttı,  sonra terör saldırıları başlattı. Olympos’u hükmü altına almak istedi. 

 

 

Zeus ve Giant Typhon

 


Saldırısı çok ani oldu…


Birikmiş öfkesi ile babamı ulu Zeus’u yerden yere vurdu. Nefesiyle yanardağları harekete geçirdi ve bize inanan birçok şehrin yerle bir olmasını sağladı…


Savaştık, bazı söylenceler kaçtığımızı iddia eder! Sözde biz kaçmışız, sadece Athena kalmışmış babamın yanında! 


YANLIŞ!

 

Lavlar koca bir şehri yutarken oradaydım!


Yaratığın yılan bacakları kardeşim Apollon’u yakaladığında, dev kanatları ile güneşimizi kapatıp dünyayı karanlığa boğduğunda da oradaydım… Hala kulaklarımda zavallı insanların ölümden kaçamayışları, haykırışları. En çok da babam benim canım, varoluşum, sebebim babamın yüz iğrenç surat kendisine tüm dikkati ve nefreti ile bakarken, devasa kolların onu sımsıkı sıktığı ve dahi yıldırımlar asası elinden fırlayıp gittiğinde, umutsuzluk içinde son bir nefes gibi hıçkırdığında da oradaydım.


O zaman babam çaresizce son bir kez haykırdı; onunla beraber mücadele eden tüm evlatlarına. KAÇIN!


Kaçmak istemedim, hiç birimiz kaçmak istemedik. Ancak itaat etmek zorundaydık ve hepimiz yaralıydık. En kolay kaçabileceğimiz formlara dönüştük derhal; Apollon şahine, Hermes ibise, Dionysos keçiye ve ben en sevdiğim form olan gece siyahı, zarif ve ince yapılı KEDİYE.

 

Lavların katılaştığı yerlere patilerimin ucunda zıplayarak her tarafım kurumla kaplanmış bir vaziyette babamın asasını buldum. Gitmeden önce son yaptığım şey babama asasını ulaştırmaktı.

 

Fakat bedeli ağır oldu yılan bacaklardan biri bedenime sarıldı, sıktı.


Canım çok ama çok yandı…


Babamın asasından çıkan yıldırımlar tüm göğü kaplarken, Typhon’un haykırışları kapladı tüm yeryüzünü…


Kayalar üstüme yıkılırken, gevşeyen yılan bedeninden kurtardım kendimi ve dört ayağımın olanak verdiği tüm hızımla kaçtım.

 

 

 

 

HİKAYENİN DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ: 

 

Zamandan ve Mekandan Azade Bir Kedi Hikayesi 2. Bölüm: Karşılaşma

 

 

 

Yazan: ENGİN D

 

Fotoğraflar: Özkan Aras, Dolores Smart Cats - Ephesus

 

Paylaş